AFFETMEK MÜMKÜN MÜ?

25 Aralık 2018

Einstein der ki: “Problemleri, onları yaratırken kullandığımız düşünce şekliyle çözemeyiz”. Bu önermeden iki mantıksal çıkarım elde etmek mümkündür:

1)    Problemler sahip olduğumuz düşünce sistemi sayesinde yaratılmıştır. Yani aslında yaşamda hiçbir zaman problem yoktur. Çarpık düşünce şeklimiz "problem yanılsaması"nı yaratır.

2)    Problem varsayımı durumunda bile, var olduğu düzlemde onu çözmek mümkün değildir. Başka bir düzleme çıkmaya, bir üst seviyeden bakmaya ve yeni bir anlayışla bakışa ihtiyaç vardır.

Problem çözmeye çalışmak aslında kuyruğunu kovalamaya benzer. Çözüm mantığa aykırı bir düzlemde arandığı için asla ulaşılamaz. Bugün yaşanan tüm sorunlar bu bakış açısına sahip insanoğlu tarafından çözülmeye çalışılıyor ama becerilemiyor. Çünkü aynı bakış açısıyla hep benzer şeyler deneniyor ama farklı sonuçlar bekleniyor, aynen kuyruğunu kovalayan köpek gibi.

Öncelikle şunu anlamak gerekiyor: konulara çözüm aradığımızda direkt olarak durumu sorun olarak tanımlamış oluyoruz farkında olmadan. Ve geleneksel çözüm alternatifleri ile, aynı bir ilacın yarattığı geçici rahatlamada olduğu gibi, konuyu geçiştiriyoruz. Altındaki gerçek sebebi keşfederek çözmeye çalışmadan, sorun’un kökünü kazımadan, bir dahaki sefer karşımıza çıkana dek erteliyoruz. 

Oysa sorunlara deneyim olarak bakmak ve öğretiye odaklanmak, sözde problemin bir daha karşımıza çıkmamasını sağlamak yönünde sonsuz bilgi içeriyor. Ve başarısızlık aslında en kalıcı öğretiyi işliyor bilince, DNA seviyesinde.

Gelelim affetme konusuna. Aynı durum burada da geçerli. Affetme konu olduğu anda, affedilecek bir davranış ya da durumu tarif etmiş oluyoruz aslında. Dualite evreninde ikisi aynı olgunun iki zıt ucu durumunda, bir olmadan diğeri var olamaz. Biri varken diğeri yok olamaz.

Affetmek kavramıyla aslında suçu tanımlayarak kabul etmiş oluyoruz. Einstein’ın bakış açısına geri dönersek ise, suç ile affetme aslında aynı düzlemde, aynı bakış açısıyla yaratılmış olgular. Ve konuya bu düşünce yapısıyla yaklaştığınızda onu çözmek mümkün olamıyor.                                                                      
Peki ne yapacağız? Affetmek diye bir şey mümkün değilse affedememenin o ağır ve aslında sadece affedemeyene dert olan yükünden nasıl kurtulacağız? Bu mümkün mü?

Evet tabii ki mümkün. Başta ne demiştik? Tüm sorunları insan yaratıyor aslında sorun yok. Sorunun kaynağı olduğu gibi her şeyin çözümü de yine insanda.

Affetmenin yolu, affetmeye çalışmaktan geçmiyor aslında. Bunun pek bir işe yaramadığı kanıtlanmış bir olgu. Tek çözüm affedilecek bir şey olmadığının farkındalığı. Bu demek değil ki sürekli aynı durumla karşı karşıya kalarak ezilen taraf olun. Tabii ki hayır. Fark şu; affetmek geçmişi değiştirmeye çalışmak gibidir, yani imkansızı istemek. Olan olmuştur, önemli olan öğrenilenlerdir. Ve tabii odaklanılması gereken geçmiş değil gelecektir. Geçmiş geçmiştir, gelecek ise henüz yaratılmamış. Geçmişe odaklanınca kızgınlığı, öfkeyi, pişmanlığı da gereksiz yere taşımaya başladığımıza göre geleceği yaratırken bu bilinç seviyesi ve duygu durumuyla titreşerek çekim oluşturmaya gerek var mı sizce?

Affedecek bir şey yok aslında. Söylemesi kolay tabii diyenler olabilir. Affedecek bir şey yoksa neden bu kadar kızıyoruz karşımızdakine? Neden kabul edemiyoruz olup biteni? Bu bilince nasıl ulaşıp yaşam tarzı haline getirebiliriz? Bu da bir sonraki yazının konusu.

Adres : Şerafettin Sokak, Terzi Apt. No:19 D:1 Erenköy Telefon : +90 (216) 369 80 64 E-mail : iletisim@oguzakyildiz.com.tr Copyright @ 2015 Oğuz Akyıldız